Çorum ili sınırları içerisinde Selçuklu izlerini tespit etmeye yönelik olarak Alaca İlçesi, Mahmudiye Köyü’nde bu yıl ilk defa Cumhurbaşkanı Kararı ile “Kalehisar Ören Yeri” kazı çalışması yapıldı. Kazı Başkanlığını Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Kemal Şahin’in yaptığı bu çalışma, içinde Hitit Üniversitesi Öğretim Üyelerinin de yer aldığı kazı ekibi tarafından gerçekleştirildi. Hitit Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Ali Osman Öztürk’ün görevlendirdiği üç öğretim üyesi Hitit Üniversitesi adına kazı çalışmasına katılarak çalışmaya destek verdi. Bu Öğretim Üyeleri; Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Esra Keskin 2. Kazı Başkan Yardımcısı, Fen Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. M. Tolga Çırak Kazı Ekip Üyesi ve Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu Harita ve Kadastro Programı Dr. Öğretim Üyesi M. Nurullah Alkan Kazı Ekip Üyesi olarak kazıda görev yaptılar.
Selçuklu Dönemine ait ilimizde ilk defa yapılan bu kazı çalışmasına Çorum ili genelinde başta dönemin valisi Sayın Mustafa Çiftçi olmak üzere tüm kurum ve kuruluşları ile büyük destek verilmiştir. Bu kapsamda önceki Alaca Kaymakamları Ramazan Kurtyemez, Kürşat Atak ve şu anki Kaymakamı Hicabi Aytemür, eski Anıtlar ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Ertekin, İl Kültür ve Turizm Müdürü Sümeyra Bektaş ve Müze Müdürü Metin Çakar nezdinde Çorum’daki yerel yöneticiler de kazıya çeşitli katkılar sağlamıştır.
Kalehisar Ören Yeri olarak adlandırılan kazı çalışmasının yapıldığı Mahmudiye Köyü (Çerkez Kalehisarı) Kaletepe Mevkii denilen alanda, birçok uygarlığa ait izler saptanmıştır. Köyün 1 km. batısında yaklaşık 100 m. yüksekliğinde ve 150-200 m. çapında yukarıya doğru sivrileşip iki çatala ayrılan tepede eski uygarlıklara ait mimari izler halen görülebilmektedir. Güney yamacından merdivenle çıkılan bu tepenin batı bölümünde Hitit Tanrıları için yapılmış bir sunak bulunmaktadır. Sunak iki bölümden oluşur. Sağdaki daha yüksek kesit, idoller ve dört basamağa sahiptir. Üçüncü basamakta oturan iki aslan kabartması oldukça aşınmış durumdadır. Başları tahribata uğramış, tamamen yok olmuştur. Üçüncü basamakta bir Frig yazıtı vardır. Anıtın sol tarafı biraz daha düşüktür. 4.2 x 1.5 m. boyutunda bir tezgâh gibi düzenlenmiştir. Tezgâhın arkasındaki kaya bir koltuk arkalığı görevi görür. Bunun üst kısmında, oyulmuş iki aslan heykeli bulunmaktadır. Başları tamamen tahrip edilmiştir ve sadece vücutları günümüze ulaşmıştır. Bu sunağın güneybatı ucundan 3-5 metre aşağıda su kuyusu ve tepenin güney yamaç boyunca uzanan su arkı kalıntıları bulunmaktadır. Kalenin kuzey yamacının tepe noktasında moloz taş temel üzerine kerpiç duvarlı kare planlı bir yapı kalıntısı, güney yamaçta ise aynı mimari özellikte iki yapı kalıntısı mevcuttur. Hitit, Frig, Doğu Roma, Selçuklu ve Beylikler Dönemine ait izler taşıyan bu yer, 1936 yılında N. Z. Koşay’ın yaptığı Alacahöyük kazıları sırasında incelenmiştir.
Kalenin eteğinde yaklaşık 500 m. güneydoğusunda yüksek beden duvarları ile günümüze ulaşmış medrese kalıntısı yer almaktadır. Kaynaklarda yapının kesin tarihi belli olmamakla beraber Selçuklu ve Beylikler Dönemine ait izler taşımaktadır. Prof. Dr. Oktay Aslanapa, 1965 ve 1966 yıllarında sondaj kazısı yaparak alanda bulunan yapıların planlarını tespit etmiştir. Hüsamiye Medresesi olarak da adlandırılan yapı iki eyvanlı tipte kareye yakın planda olup moloz taşla inşa edilmiştir. Medresenin güneydoğusunda sıcaklık ve külhan bölümü mevcut olan kareye yakın planlı dört eyvanlı hamam yapısı, batı yönünde yalnızca temelleri kalmış han (kervansaray) kalıntısı ve kuzey yönünde günümüzde bir kemeri mevcut olan kare planlı bir türbe tespit edilmiştir.
Medrese, hamam, han, türbe gibi yapıların bir arada bulunması Sanat Tarihi terminolojisinde külliye olarak tanımlanan bir yapı topluluğu olduğunu göstermektedir. Külliyenin varlığı ise bu alanın zamanında büyük bir yerleşim olduğuna bir işarettir. Türkiye genelinde Selçuklu Dönemine ait bu büyüklükteki yerleşim alanı ve mimariye sahip kazılar ele alındığında Kalehisar Ören Yeri Kazısının önemi açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Selçuklu Dönemine ait Kayseri Keykubadiye ve Konya Kubad Abad sarayları kazısı buluntuları ile benzerlikler taşıyan Kalehisar kazısının Türkiye Sanat Tarihine, Ortaçağ kazılarına, Çorum ili kültürüne ve turizmine büyük katkı sağlayacağı açıktır.
Kazı çalışması hakkında bilgi almak için ayrıca bakınız bağlantılı link:
https://www.adu.edu.tr/tr/haber/kalehisarda_anadolu_selcuklu_kenti_gun_yuzune_cikariliyor-1000100170